fırtınalı geçen bir hayatın durgun sularında bilinmez kıyılara doğru kürek çekerken geçmişimi düşündüm önce buraya nereden geldiğimi hangi yollardan hangi zorluklardan geçtiğimi ve kolaylıklar yaşadığımı...
uzun bir yol ancak aslında kısa olan yolun bir ucunda bir çocuk kendince güzel ve özgür düşleri olan hatırlanan hayal meyal anlar yaşanmış anılar geçmişe...
saat 18:36 günlerden hrhangi bir gün zaman durmalı mı yada nereye kadar gitmeli benim için bunun ayrımına varamadığım bir an ve durumdayım şu anda diyerek...
hiç durmayan çağlayan çağladıkça çoşan çoştukça kabaran bir nehir misali ne yöne akacağı belli ama çoğu bakan göz tarafından bilinmeyen diye başlayan ancak temelleir sağlam...
araladı gözlerini hafifçe önce bir parıltı bir ışık hüzmesi aralanan gözlerinden içeiriye sessizce süzülüyor ve ona merhaba diyordu sanki tekrar kapadı gözlerini alışmıştı uzunca bir...
koş koş küçük çocuk hiç durmadan geriye bakmadan yüreğine sığınmadan gözyaşı akıtmadan sadece koş ayakların yorulasaya kolların uyuşasaya kadar koş demeyi çok isterdim sana küçüğüm...
---AŞK--- AŞK... Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil. Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara...
yağmurlu bir günde ilerliyordu boş sokakta öylece karanlıktı dört bir yanı ileride belli belirsiz bir ışıh hüzmesi görüyor ancak amaçsız duyarsız ve yorgun bedeninde buna...
kapadı gözlerini önce uzunca bir süre öyle durmak çevresini dinlemekti amacı ancak yapamadı görmek istemiyordu artık belki de içinden geçenleri kendisi de tayin edemiyordu ki...
bi doğrulama çabası içindedir insanoğlu kendini geçmişini ve geleceğini... tasdik bekler sürekli mutlu olmak için bir çıkar yol ararcasına...geçmişini anılarıyla geleceğini planlarıyla kendini ise bu...
bir şeyler yazmak istiyordu yine bu deli yürek coşmuştu bir kuş gibi bedenimde parmaklarım havadaydı sanki kapanmaya hazır gözlerimle..düşlerim özlemlerim hayallerim umutlarım her şey şu...
boş bir sayfa duruyordu önünde birçok şeyin yazılmasını kendi içinde hapsetmesini istercesine...duygularını kelimelere dökemiyordu özlüyordu izmiri geçmiş günleri bir anı misali bir post it gibi...
beyaz bir sayfa duruyrdu önümde nasıl dolduracağımı bilmediğim yada neden doldurmam gerektiğini...yüreğimde böyleydi sanki boşluktu içinde birçok gizemi barındırırcasına...yaklaştım ona yavaşça görmek için belkide daha...
ya aslında çalışmak insan bedenine ve psikolojisine aykırı bi durum biliyormusun insanpğlu başkasının işini yapmaktan hoşlanmazinsan aklı ve ruhuyla özgürdür sınırlandırılamaz ama iş hayatında tam...
Efsaneye göre Simurg güzel sesli,safran tüylü,insana benzer bir kuştur.Kuşların sultanıdır.Kuşlar,sultanlarını bulmak üzere toplanıp yola çıkarlar bir gün...Aşk Denizi'nden geçerler önce...Ayrılık Vadisi'nden uçarlar...Hırs Ovası'nı aşıp,Kıskançlık Gölü'ne...