araladı gözlerini hafifçe önce bir parıltı bir ışık
hüzmesi aralanan gözlerinden içeiriye sessizce
süzülüyor ve ona merhaba diyordu sanki tekrar kapadı
gözlerini alışmıştı uzunca bir zaman karanlığa
böylesine bir aydınlık için hazır hissetmiyordu
kendisini henüz yalnız hissediyordu bu karanlık
içinde de aydınlık içinde de kendini oysa hep yalnız
olmuştu hayatta ilk var olduğundan beri... evet yapmalı cesaretini toplamalıydı bu kez ve son
kez son bir gayretle ve son defa araladı gözlerini
ışık inatçı bir karıncanın kendinden büyük lokmasını
binbir gayretle yuvasına sokmaya çalışması misali bu
gözlerin içinde bulduğu karanlığa yerleşmeye orada
bir yer edinmeye çalışıyordu... derin bir nefes aldı önce kalp atışları hızlanmış
kendini tarifi zor duygular içinde hissetmişti yada
öyle hissetmeyi uzun zamandır özlemişti peki ya şimdi
ne yapacaktı bu evrende kendince bir görevi olmalı
yada olması gerekliydi bir amaç evet bir amaç
belirlemeliydi önce ışık bir kaç saate gidecek yine o
bilinmez karanlık içine onu hapsedecekti ama onun
geri gelme ümidi vardı da ya senin ya içindeki
karanlığın geri gelme ümidi yok muydu gibisinden
karmaşık ve temelsiz düşünceler zincirinin
halkalarından bir tanesi daha aklnın derinliklerinden
yavaşça kopmaya başlıyordu zincir en zayıf halkası
kadar güçlüdür sözü geldi birden aklına çözümü kendi
içinde üretircesine yüreğine hiç sormadan bazı
kararlar alıyor ve yine aynı kararları aynı
kararsızlıkla çözmeye çalışıyordu bir cevap bulmayı
ümit edercesine... ümit dedi bu kez yüreği uzunca bir süre sessiz
kaldığı ruhunun derinliklerinden tüm güzelliğiyle
kozasından çıkan ancak ömrü sayılı bir kelebek misali
ümit mi dedi biri beni mi çağırdı bana mı seslendi
biri diyordu karşılık beklercesine... kaçıyordu bu sefer aklı yüreğiyle duygularıyla
yüzleşmeye korkuyor ona bir cevap veremiyor vermekte
istemiyodu kendi çinde yaşamak istiyordu herşeyi
başladığı yerde bitmeliydi ona göre herşey... başlangıç ve bitş arasındaki o ince ama bir o kdarda
keskin çizgiyi düşündükçe içindeki derin karanlığın
sebebi bilinmez çığlıkları tiz sesleriyle yaklaşmakta
olan bir fırtınayı haber veren bir denizci misali
çırpınıyordu ve de çırpındıkça batıyordu... orda kimse var mı? bu ses tanıdık geldi ona evet evet
düşündüğü ancak istemediği şeylerle yüzleşme zamanı
belkide gelmiştir diye düşünürken beklentiler ve
gerçekleşenler arasındaki farkın hayatı üzerindeki
derin etkisini hisseder oldu... kaçmak dedi kaçmak küçük bir çocuk misali hiç
durmadan koşmak uzaklaşmak mıydı tek yapılması
gereken yada uzun zamandır yapması gereken... beklentiler ve gerçekleşenler arasına birde
gerekenler halkasını koymuştu şimdi en zayıf
halkasını belki de... |