KEŞKEMSİ BİR HAYAT...

• 7/10/2008 - geçmişe özlem

fırtınalı geçen bir hayatın durgun sularında bilinmez kıyılara doğru kürek çekerken geçmişimi düşündüm önce buraya nereden geldiğimi hangi yollardan hangi zorluklardan geçtiğimi ve kolaylıklar yaşadığımı dibi görünmez karanlık karanlık olduğu kadar da çkici ve ürkütücü denizin derinliklerine doğru dalan gözlerimin içinde ruhumun ışığında izliyordum evet düşüncelerimin beslediği duygularımın depreştiği bu geçmişe özlem seli beni önüne kapıp götürdüğü herşey gibi kendi içine kendi bilinmezine doğru çekiyordu tıpkı şu anki bilinmezliğim misali.
düşündü birden bilmek dedi mutluluk getirmiyor aslında umudu öldürüyor bir anlamda ve derine dalan gözleri yavru bir ceylanın ilk ayağa kalkışşındaki titreme ve ürkekliği misali bir uyanıştan kalkar misali birşeylerin farkına varmışçasına canlanmaya başlamıştı...
adı sevda diye düşündü yada yaşadığı başka birşey hayatımdan bir silgiyle silinen ama tam yok olmayan soluk yazılar misali gelip geçen ancak dikkatli bakıldığında okunabilen bir yazı şeklinde var olan beni çevreleyen kişilerden kurulu olduğunu hissetti bu girdaptan çıkmalı bu çıkmazdan kurtulmalıydı kendi içinde var olan çözümü aynı zamanda en büyük çıkmazını oluşturuyordu...
nerderen başlayacağını bilemeden derin bir nefes aldı ve içinden geçenleri aklına gelenleri bir nispette yazıya dökmeye karar verdi...
hatırlamaya başladı küçük masum çocukluğunu o eski evi hep özlemini çektiği kavuşmak istediği o çoukluğu ve hatıralarını düşündü önce.güzel günlerin başlangıcı sandığı bu zamanları bir kabusun ilk demleriydi halbuki..
parça parça hatırlanan hatıralar anılar zihinden geçiyor duygu süzgecinde birikip ifade edilemez bir hale bürünüyordu
siyahın matemi çalıyordu şu anda. o büyülü renk. bu kadar mı bitti mi dedi içinden yine kim olduğunu bilmediği ses oysa bilinmeyen o kadar çok fazla şey vardı ki anlatılsa ne değişir söylense ne olurdu ki herkesin bir anlamda öyle dğilmiydi kendi çıkmazı içine hapsolmuş müebbet hükümlü kişilikler sarmıştı dünyayı nedense...
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 8/5/2007 - ZAMAN ÜZERİNE...

uzun bir yol ancak aslında kısa olan yolun bir ucunda bir çocuk kendince güzel ve özgür düşleri olan hatırlanan hayal meyal anlar
yaşanmış anılar geçmişe duyulan özlemmiydi hayatın büyük bir bölümü diye iç geçirişsel bir edayla dinlemiş olduğu müziğin ritmik ahengi içinde bir şeyler anlatmaya çalışıyor bir uçurumdan düşen ve düştükçe
az önce hayranlıkla batığı gerçekliğin sonu olacağını kısa bir an için bile olsa düşünmeye çalışan biri gibi hissetti kendini...
zamanı durdurmak yada yavaşlatmak mümkün müydü acaba geçmişin yaşanılan mutlu anları hatırlandıkça hüzünlü bir anı olarak zihinlerde yerini buluyordu çağlayan bir ırmak misali zaman hiç durmadan aynı ritmik tonunda akıyor bu şiirsel eda çevresindekileri hiç durmadan sarıyordu
saatine baktı tekrar yavaşça doğruldu kalkıp kalkmamak konusunda içinde duyduğu derin çelişki
zaman geçtikçe bulanıklaşıyor ve nasılsa yapacağı bir şeyi farkında olmadan haberi yokken kendisine bile sorulmadan zorundalıklar listesine daha doğuştan yazılan bir çok şeyi yapma içgüdüsü yapmama ikilemi içinde vuku buluyor hayat yaşanıyor zaman geçiyordu.
kalktı yavaşça titrek ve yorgun bacaklarındaki karamsar ve kararsızlık tüm bedeninden yavaşça süzülüyor bir çiçeğin toprakta kök salması misali ince ama sağlam bir şekilde şu yaşam toprağında kendine bir buluyordu...
keşke diye düşündü biri üstüme bassa yada koparsa beni diye düşündü en azından bu şekilde hayattaki görevi yada görev olarak beklenilen onca zorululuk bir çırpıda silinebilir hiçbirşey umulmayan ama yine de orda olan solgun ama özgür özgür ama kararlı kararlı ama mutlu bir şekilde varlğını devam etttirirdi
yağmur damlaları evet bir yağmur damlası olmayı belkide daha çok isterdi bir devir daim çizelgesi içinde beklenene özlenen bir şekilde ve özgür bir yağmur damlası...
yarıda bırakmayı düşündüğü ancak bırakamadığı o kadar çok şey vardı ki belki hayatında şu an bile ne yaptığını bilmediğinin bilinciydeydi tek gerçek vardı sadece zaman bir yağmurun özgürlüğü bir çiçeğin yaşam umudu yada birçok şeyin benzetmesi misali hiç durmadan kendi içinde çağlıyor çağladıkça çoşuyor çoştukça süzülüyor süzüldükça akıp geçiyordu...
 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 17/4/2007 - KÜÇÜK LİMAN...

saat 18:36 günlerden hrhangi bir gün zaman durmalı mı yada nereye kadar gitmeli benim için bunun ayrımına varamadığım bir an ve durumdayım şu anda
diyerek önündeki klavyenin nümerik tuşlarına sessizce dokunuyor her harf onu biraz daha kendi içsel derinliğine doğru hapsediyordu kimsenin anlamadığı yada tam olarak anlatamadığı bir durumdan kurtulma çabası içinde yer yer yeşerse de
bunu yapacak gücü ve kudreti kendi içinde göremiyor içinde alevlenen küller yine kendi içinde son buluyordu bir devir daim başladığı yere geri dönmekmiydi dünyadaki amacı yada dünyanın amacı
gibi klavyenin hızlanan tuş sesleri arasında birşeyler geveliyordu
sandalyesini düzellti doğrulltu bir an için yazmayı bırakmış dinlemiş olduğu müziğin ahenkli ritmine kısmi bir zaman dilmi içinde kendini kaptırmıştı teslim etmişti yada etmek istemişti..
saat 18:41 zaman ilerlyor farkında olmadan 5 dk içinde yazmış olduklarını şöyle bir tarttı önce ve tasdik beklercesine kendi iç dünyası ile yüzleştirdi evet birkaç imla hatası sdışında uyuşuyordu
kendini birden uçsuz bucaksız dalgalı bir denizde ne yöne gideceği belirlsiz bir gemi içinde hissetti üşüyordu yağmur damlaları bedeninde düştüğü her yerde dokunsal bir tını bırakıyor ardından yine aynı şiirsel edayla kendi yoluna doğru akıpgidiyordu
ölümü düşündü bir an için kendi için bir yokoluş mu yoksa binlerce yıldır söylenegelen bir başlangıçmıydı yada hangisi olmak isterdi ve neden.
koşuyordu şu anda derin bir ormanda hiç durmadan koşuyordu ağaçların yeşili böcek ve dalların seslerini bile duyar olmuştu bir tepeye doğru koşuyordu durdu birden dern bir nefes aldı dinlenmeli mi bu huzurlu ortamda yada sonunu bilmediği bir yla doğru koşmalımıydı bilemiyordu
birden hayatta bilerek yaptıklarının bilmeden yaptıklarından daha az olduğunu düşündü evet gerçektende öyleydi bilmeden umursamadan hayatın akışı içine kaptırmıştı kendini kağıtan bir geminin bir ırmakta akışı misali yer yer bir dala takılıp duruyor yada bir kaya önüne set oluoyrdu ama er yada geç su kendisini alıp götürüyordu
sığınabileceği bir liman arıyordu akışına kaptırdığı şu ırmak misali şu küçük dünysında...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 14/3/2007 - KISA YOLCULUK...

hiç durmayan çağlayan çağladıkça çoşan çoştukça kabaran bir nehir misali ne yöne akacağı belli ama çoğu bakan göz tarafından bilinmeyen diye başlayan ancak temelleir sağlam oturtulmayan bir sohbete giriş miydi amacı yoksa yağması muhtemel bir yağmurun önceden habercisi olan kara kara olduğu kadar bir o kadarda gizemli bir bulut hüzmesimiydi hayatı diye düşünmeden edemedi düşündükçe dalıyor daldıkça içindeki derinliklere doğru iniyor dipten çıkarmayı umut ettiği ama bir türlü ulaşamadığı kumlar misali kendi içindeki derinliklere doğru yol alıyordu.daha önce geçmediği geçse bile hatırlayamayacağı dolambaçlı ama bir o kdarda çekici iç dünyası onu daha çok cezbediyor ve gitmeyi umduğu varmayı istediği varıncada geri dönmek istemeyeceği ancak nasıl ne şekilde ne yapması gerektğini bilmediği bir yolun başında belki de yaklaşmış olduğu sondan habersizce yakınlarındaydı...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 10/3/2007 - EN ZAYIF HALKA...

araladı gözlerini hafifçe önce bir parıltı bir ışık

hüzmesi aralanan gözlerinden içeiriye sessizce

süzülüyor ve ona merhaba diyordu sanki tekrar kapadı

gözlerini alışmıştı uzunca bir zaman karanlığa

böylesine bir aydınlık için hazır hissetmiyordu

kendisini henüz yalnız hissediyordu bu karanlık

içinde de aydınlık içinde de kendini oysa hep yalnız

olmuştu hayatta ilk var olduğundan beri...
evet yapmalı cesaretini toplamalıydı bu kez ve son

kez son bir gayretle ve son defa araladı gözlerini

ışık inatçı bir karıncanın kendinden büyük lokmasını

binbir gayretle yuvasına sokmaya çalışması misali bu

gözlerin içinde bulduğu karanlığa yerleşmeye orada

bir yer edinmeye çalışıyordu...
derin bir nefes aldı önce kalp atışları hızlanmış

kendini tarifi zor duygular içinde hissetmişti yada

öyle hissetmeyi uzun zamandır özlemişti peki ya şimdi

ne yapacaktı bu evrende kendince bir görevi olmalı

yada olması gerekliydi bir amaç evet bir amaç

belirlemeliydi önce ışık bir kaç saate gidecek yine o

bilinmez karanlık içine onu hapsedecekti ama onun

geri gelme ümidi vardı da ya senin ya içindeki

karanlığın geri gelme ümidi yok muydu gibisinden

karmaşık ve temelsiz düşünceler zincirinin

halkalarından bir tanesi daha aklnın derinliklerinden

yavaşça kopmaya başlıyordu zincir en zayıf halkası

kadar güçlüdür sözü geldi birden aklına çözümü kendi

içinde üretircesine yüreğine hiç sormadan bazı

kararlar alıyor ve yine aynı kararları aynı

kararsızlıkla çözmeye çalışıyordu bir cevap bulmayı

ümit edercesine...
ümit dedi bu kez yüreği uzunca bir süre sessiz

kaldığı ruhunun derinliklerinden tüm güzelliğiyle

kozasından çıkan ancak ömrü sayılı bir kelebek misali

ümit mi dedi biri beni mi çağırdı bana mı seslendi

biri diyordu karşılık beklercesine...
kaçıyordu bu sefer aklı yüreğiyle duygularıyla

yüzleşmeye korkuyor ona bir cevap veremiyor vermekte

istemiyodu kendi çinde yaşamak istiyordu herşeyi

başladığı yerde bitmeliydi ona göre herşey...
başlangıç ve bitş arasındaki o ince ama bir o kdarda

keskin çizgiyi düşündükçe içindeki derin karanlığın

sebebi bilinmez çığlıkları tiz sesleriyle yaklaşmakta

olan bir fırtınayı haber veren bir denizci misali

çırpınıyordu ve de çırpındıkça batıyordu...
orda kimse var mı? bu ses tanıdık geldi ona evet evet

düşündüğü ancak istemediği şeylerle yüzleşme zamanı

belkide gelmiştir diye düşünürken beklentiler ve

gerçekleşenler arasındaki farkın hayatı üzerindeki

derin etkisini hisseder oldu...
kaçmak dedi kaçmak küçük bir çocuk misali hiç

durmadan koşmak uzaklaşmak mıydı tek yapılması

gereken yada uzun zamandır yapması gereken...
beklentiler ve gerçekleşenler arasına birde

gerekenler halkasını koymuştu şimdi en zayıf

halkasını belki de...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

şu an size bir çok konudan bahsedebilir amaçsız kime niye ve neden olduğu belli olmayan ve ilk başta gayet etkileyici ancak içeriksel olarak incelendiğinde hiç bir anlam ifade etmeyen bir çok cümle felsefik yaklaşım ve yorum sunabilirim.Ama düşündüm ki aslında bunlara hiç gerek yok hatta şu an bile "adama bak girşte samimi bi hava yakalamaya çalışarak bizi yemeye çalışıyor" demenizi duyar gibiyim:) size burada anlatmak istediğim konu yada paylaşmak istediğim desem daha doğru olur henüz şu anda ben

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:4
| Sonraki Sayfa